

Çocuk psikoloğu ne zaman gereklidir?
Psikolojik Danışman
Anne babalar, çocuklarında oluşan en ufak bir farklılığı bile sezme konusunda inanılmaz bir içgüdüye sahipler. Bu gözlem yeteneğine gerçekten hayranım. O görünmez değişim sinyallerini anında yakalayabiliyorlar. Bazen çocuğunuzun davranışlarındaki bu değişimler doğal olarak beraberinde bazı kaygıyı da getiriyor. ‘Acaba neden böyle davranıyor?’, ‘Bu yaptığı normal mi?’, ‘Ne zaman geçer, yoksa kalıcı mı? Bu sorular geldiğinde ne yapacaksınız? Bu yazıda tam olarak bu sorunla karşı karşıya kaldığınızda ne yapmanız gerektiğiyle ilgili konuşacağım.
Gelişimsel Kriz mi, Destek İhtiyacı mı?
Yaşadığınız durumlar gelişimsel bir kriz aşaması mı yoksa uzman desteğinize mi ihtiyacınız var bunu anlamak bazen gerçekten zor olabiliyor. Örneğin çocuğunuzda inatlaşmalar ve ağlama nöbetleri oluşmaya başladı. Bu durum 2-3 yaş döneminde yaşanabilecek bir gelişimsel krizdir. Fakat bu durumun sıklığı günlük hayatınızı aksatacak düzeydeyse ya da bu durum 6-8 ayı aşacak kadar uzun bir süredir yaşanıyorsa artık gelişimsel bir kriz olma sınırını aşmıştır diyebiliriz.
Dikkat etmemiz gerekenler;
- Sıklık derecesi: Yaşanan durumun haftada 4-5 güne varan düzeyde olması bizim için bir ipucu olabilir.
- Yoğunluk düzeyi: Krizler 3-4 saatlere varan düzeyde yoğun yaşanması bir ipucu olabilir.
- Yaşanan süre: 6-8 ay gibi uzun sürelerdir devam eden problemler bizim için bir gösterge olabilir.
Olaya sayısal veriler olarak bakmanın yanı sıra yaşanan durumun günlük hayatı ne kadar zorlaştırdığı da tek başına karar vermemiz için önemli bir göstergedir. Bazı durumlar örneğin, tuvalet tutma gibi, kısa süreli yaşanıyor olsa da günlük hayatı çok ciddi şekilde etkilediği için dayanması veya geçmesini beklemek zor olabilir. Böyle durumlarda daha erken hareket etmek süreci kolaylaştıracaktır.
Hangi Sinyallere Dikkat Etmeliyiz?
Davranışlarla Verilen Mesajlar
Çocuklar yetişkinler gibi gelip dertlerini anlatmazlar. Onların dili davranışlardır. Yaşadıkları zorlukları, kaygıları ya da hissettikleri olumsuz duyguları davranışları aracılığıyla yansıtırlar. Oyunlarla da bunları gösterebilirler.
Ebeveynler olarak şu davranış sinyallerine dikkat etmelisiniz:
- Kazanılan becerilerde gerileme: Tuvalet eğitimini tamamlamış bir çocuğun altını ıslatmaya başlaması, parmak emme veya bebeksi konuşmalar olması gibi davranışların ortaya çıkması.
- Uyku ve yeme sorunları: Uykuya geçmekte zorlanma, kabuslar veya yeme düzenindeki ani, kalıcı değişimler.


- Duygularını dengeleme zorlanma: Yoğun öfke patlamaları, krizler ve ya hırçınlık/saldırganlık eğilimi.
- Nedensiz fiziksel şikayetler: Tıbbi bir neden bağlanamayan karın ağları veya baş ağrıları gibi fiziksel belirtiler.
Kriz Öncesi Müdahale (Önleyici Destek)
Yukarıdaki davranışları görmek bir ipucu olabilir. Bazı durumlarda ise çocuğun özellikle bu tarz bir sinyal vermesini ya da kriz yaşamasını beklememek gerekir. Yaşanabilecek büyük zorlukların önüne geçmek için daha erken bir dönemde önleyici adımlar atmak daha sağlıklıdır.


Şu durumlar önleyici destek için önemli dönüm noktalarıdır:
- Boşanma süreci
- Taşınma ya da yeni bir okula başlangıç
- Yeni bir kardeşin doğumu
- Aileden birinin kaybı veya bir yas durumu
- Travmatik bir olay (doğal afetler, istismar, trafik kazaları vb.)
Bu gibi dönmelerde, çocuğun belirgin bir tepki vermesini beklemeden en kısa sürede bir uzmandan destek almak önleyici olabilir. Bu durumlarda çocuğun iç dünyasında yalnız olmadığını hissetmesi, destek alarak yaşadığı olayın onarım sürecini uzman eşliğinde yürütmesi açısından önemlidir.
Seans Odasında Neler Oluyor?
Çocuklarla çalışırken kullandığımız yöntemler çocuğun yaşına, hazırbulunuşluğuna ve ihtiyacına göre değişebilmektedir. En çok tercih ettiğimiz iki yöntem: Bilişsel Davranışçı Yaklaşım ve Oyun Terapisi Yaklaşımıdır.
Oyun terapisi yaklaşımlarıyla çalışmanın yetişkinlerle çalışmaktan en büyük farkı problemi doğrudan konuşarak değerlendirmiyor olmamızdır. Oyuncaklar, kum masası, boyama kalemleri ve oyun hamurları gibi daha çok duyusal araçlarla oynayarak çocuğun krizlerinin azaldığı ve duygusal olarak güçlendiği gelişimsel bir süreç vardır.
Bu esnada ailenin rolü seanslara devam ederken yapılan aile oturumlarıyla, çocuğun dışarıdaki çevresel etkenlerini düzenlemektir. Ayrıca ebeveynlerin yaşadığı duygusal zorlanmalar da ebeveyn görüşmelerinin ana gündem maddesidir.
Bilişsel davranışçı yaklaşımlarda ise problemler konuşulsa da çocukların anlayacağı düzeyde daha somut çalışmalarla ele alınmaktadır. Özellikle soyut işlem becerisi gelişmemiş çocuklar için bu tarz çalışmalar, davranışsal olarak problemlerle baş etme stratejileri geliştirmelerinde kolaylık sağlamaktadır.
Seans odası içerisinde olan konularla kafanızı çok karıştırmak istemiyorum. Merak eden ebeveynler seans odasındaki yaşananlarla ilgili daha detaylı yazdığım: ‘Oyun Terapisine İçeriden Bir Bakış’ yazıyı inceleyebilirler.
Uzmana Başvurmak Neden Bir ‘Başarasızlık’ Değildir?
Pek çok anne baba, çocuklarında bir zorlanma gördüğünde uzman desteği almayı düşünür ama “Bunu kendimiz halledebiliriz, sadece biraz zamana ihtiyacımız var” diyerek bu adımı erteleyebilir. Bazen beklemek en iyi ilaç olmaz; aksine, var olan problemlerin kökleşmesine ve daha da büyümesine yol açabilir.
Şunu unutmamanız çok önemli: Ebeveyn olarak siz her şeyi en doğru şekilde yapsanız bile, çocuğunuz kendi mizacı ve hassasiyetleri nedeniyle bazı dönemleri daha ağır geçirebilir. Bu sizin bir eksiğiniz veya başarısızlığınız değildir. Böyle anlarda destek almak, sizin de ebeveyn olarak yıpranmanızın önüne geçer. Çocuğunuzla kurduğunuz o güçlü bağın, krizlerle değil, şefkatle büyüdüğü güzel günlerde buluşmanız dileğiyle.

