Temmuz 8, 2026

“Yapma” Demenin Ötesine Geçin: Yasaklamayın, Neden-Sonuç İlişkisi Kurun

Psikolojik Danışman

Çocuklara bir şeyi “yapma” dediğimizde genellikle aldığımız tepki şudur: ‘Neden?’. Onu yapmak istiyor. Siz durduruyorsunuz, bunun bir nedeni olmalı ona göre. Bunu öğrenmek isteyecek.

Çoğu zaman yetişkinler olarak “Çünkü yapma dedim” ya da “Bu tehlikeli bir davranış” gibi kısa ve kısıtlayıcı cevaplar veririz. Çocuk dünyayı bir kurallar listesiyle öğrenemez. Olaylar arasında neden-sonuç ilişkisi arar. Çocuğun davranışlarını kısıtladığımızda ona hayatla ilgili bir şeyleri öğretmemiş oluyoruz. Yani bu kısıtlamanın çocuğa kazandırdığı hiçbir şey yok. Sadece otoriteye karşı söz dinlemeyi öğretebilirsiniz. Amacımız onun otoritelere uyması değil, kendi sınırlarını çizebilmesine yardımcı olmak.

Bir çocuğun davranışı içselleştirmesi ve kendi iradesiyle vazgeçmesi, onu zorla durdurmanızdan daha kalıcı bir öğrenmedir. “Yapma” demek yerine çocuğunuzun davranışları neden yapmaması gerektiğini anlatmalısınız. Hadi gelin bunu anlatmanın 3 temel yoluna beraber bakalım.

1. “Neden?” Sorusuna Neden Sonuç İlişkisinde ve Sakin Bir Cevap Verin

Çocuklar bir şeyler yaparken kendi iç dünyasında bir keşif içerisinde olabilirler. Örneğin, vazoyu eline aldığında onu kırmak amacıyla değil, ağırlığını veya dengesini merak ediyor olabilir. 

  • “Vazoyu bırak, kırılır!” demek kısıtlayıcıdır. 
  • Bunun yerine “Vazoyu bıraktığında içindeki suyun döküleceğini ve çiçeğin susuz kalacağını görüyor musun? Onu yerine koyalım ki çiçek güvende kalsın” 
  • ya da “Vazoyu aldığında çiçek zarar görebilir. Çiçekleri korumak için onları masada sabit bırakmalıyız. Onları uzaktan sevebiliriz.” diyebiliriz.

Ona nedenini ve sonucunu beraber sunduğunuzda çocuk yasaklanmayı değil, sorumluluk almayı öğrenir. 

2. Kendi Deneyimiyle Kıyaslamasına İzin Verin

Tıpkı yemek seçme sürecinde olduğu gibi bazı davranışlarda da “yaşayarak öğrenme” çocuklar için en güçlü öğrenme yöntemidir. Eğer çocuğunuz sürekli koşmaması gereken bir yerde koşuyorsa ona 

  • “Koşma düşersin” demeyin. 
  • Bunun yerine “Buradaki zemin çok kaygan, az önce senin gibi hızlı yürürken ayağım kaydı ve dengemi zor sağladım. Sen de fark ettin mi?” diyerek onu düşündürmeye itin. 

Bu yaklaşım onu kısıtlamadan bir deneyim yoluyla öğrenmesine veya ders çıkartmasına yarayabilir. Kendi deneyimine ya da gözlemine itiraz etmek sizin “koşma” emrinize itiraz etmekten çok daha zor olacaktır. 

3. Alternatifler Sunarak Seçim Hakkını Tanıyın

“Yapma” cümlesi çok kısıtlayıcıdır.  “Onu yapmak yerine şunu deneyebilirsin(yapabilirsin)” cümlesi alternatif sunmanız için güzel bir yoldur. Alternatifler ona özgür olduğunu hissettirir.

Eğer çocuğunuz duvarı boyuyorsa sadece 

  • “Duvarı boyama” demek yerine 
  • “Duvar boyamak için değil, istersen kağıdı duvarmış gibi boyayabilirsin” diye yönlendirebilirsiniz. 

Hayatta sınırlar, kurallar olması gerekiyor. Sınırsız bir özgürlükten bahsedemeyiz. Bu yüzden çocuğumuza gerektiğinde sınırlar koymalıyız. Bu sınırları koyduğumuzda çocuğun yönlendirilmeye de ihtiyacı olcak. Eğer bu yönlendirmeyi yaparsak çocuğumuzun ne yapacağını bilemediği, üzgün ya da kızgın olduğu, çıkmazda hissettiği anları daha az yaşarız. 

Yasaklamak anlık bir çözümdür, öğretmen ise geleceği yatırımdır

Tıpkı bir çiçeği yetiştirir gibi, sabırla, nedenini anlatarak ve ona güvendiğinizi hissettirerek yaklaştığımızda, çocuğunuzun o ‘yaramazlık’ olarak gördüğünüz davranışların ardındaki mantığı çözdüğünü görebilirsiniz. Bu süreçte kesinlikle acele etmemelisiniz. Bir çocuğun davranışları içselleştirmesi elbette zaman alır. İttirmek sadece sürecinizi zorlaştıracak. Siz ona nedenlerini anlatmalı, örnek olmalı ve beklemelisiniz. Biliyorum böyle beklemek zor geliyor ama çocuğunuza güvenmelisiniz.

Sevgiyle kalın. 

Ali Duman

Ali Duman

Psikolojik Danışman